tag YapayZekaTarihi

Bu sayfada YapayZekaTarihi etiketi ile işaretlenmiş 1 yapay zeka kavramını bulabilirsiniz.

Turing Testi, İngiliz matematikçi Alan Turing tarafından 1950 yılında yayımladığı "Computing Machinery and Intelligence" makalesinde "İmitasyon Oyunu" (Imitation Game) adıyla önerilen, makinelerin insan benzeri zekâ sergileyip sergileyemediğini değerlendiren bir ölçüt olarak tanımlanmıştır. Testin temel düzeneğinde bir insan sorgulayıcı, yalnızca yazışma kanalıyla hem bir insanla hem de bir makineyle eş zamanlı iletişime geçer; makine bu etkileşimde insandan ayırt edilemiyorsa zekâ testini geçmiş sayılır. Turing, makalesinde "Makineler düşünebilir mi?" sorusunu doğrudan yanıtlamak yerine bu soruyu daha ölçülebilir bir biçime dönüştürdü. İmitasyon Oyunu başlangıçta bir erkeğin ve bir kadının hakem tarafından cinsiyete göre ayırt edilmesiyle ilgiliydi; Turing bunu daha sonra insanla makine arasındaki ayrım sorununa uyarladı. Bu yaklaşım, zihin felsefesindeki davranışçı geleneğin bir yansımasıdır: içsel durumlardan bağımsız olarak yalnızca dışsal davranış gözlemlenebilirdir ve bu gözlem zekânın varlığına kanıt oluşturabilir. Testin tarihsel etkisi derin olmuştur. 1966'da Joseph Weizenbaum'un ELIZA programı, bazı kullanıcıların gerçek bir terapistle konuştuklarını sanmalarına yol açarak insan-makine etkileşiminin karmaşıklığını gözler önüne serdi. 1980'de John Searle'ün önerdiği Çin Odası (Chinese Room) düşünce deneyi ise testin en sert felsefi eleştirisini oluşturdu: Searle, dilsel sembolleri işleyen bir sistemin dili anlamak zorunda olmadığını savunarak sözdizimsel yeterliliğin (syntax) anlambilimsel kavrayış (semantics) anlamına gelmediğini gösterdi. Yıllık Loebner Ödülü yarışmaları (1991'den bu yana), değerlendiricileri en çok yanıltan chatbot'lara verilen bronz madalyayla pratikte testin en somut sınavı olmuştur. GPT-4 ve Claude gibi büyük dil modelleri, genel yazışmalarda çoğu kullanıcı tarafından insandan ayırt edilemez düzeye ulaşmış olsa da bu durum gerçek anlayışın kanıtı olarak değil, istatistiksel örüntü eşleştirmesinin bir ürünü olarak yorumlanmaktadır. Bu nedenle araştırmacılar ARC, MMLU ve BIG-Bench gibi nesnel kıyaslama setlerini zekâ ölçümünün önüne geçirmektedir.

contact_support

Turing Test (Turing Testi)

Turing Testi, İngiliz matematikçi Alan Turing tarafından 1950 yılında yayımladığı "Computing Machinery and Intelligence" makalesinde "İmitasyon Oyunu" (Imitation Game) adıyla önerilen, makinelerin insan benzeri zekâ sergileyip sergileyemediğini değerlendiren bir ölçüt olarak tanımlanmıştır. Testin temel düzeneğinde bir insan sorgulayıcı, yalnızca yazışma kanalıyla hem bir insanla hem de bir makineyle eş zamanlı iletişime geçer; makine bu etkileşimde insandan ayırt edilemiyorsa zekâ testini geçmiş sayılır. Turing, makalesinde "Makineler düşünebilir mi?" sorusunu doğrudan yanıtlamak yerine bu soruyu daha ölçülebilir bir biçime dönüştürdü. İmitasyon Oyunu başlangıçta bir erkeğin ve bir kadının hakem tarafından cinsiyete göre ayırt edilmesiyle ilgiliydi; Turing bunu daha sonra insanla makine arasındaki ayrım sorununa uyarladı. Bu yaklaşım, zihin felsefesindeki davranışçı geleneğin bir yansımasıdır: içsel durumlardan bağımsız olarak yalnızca dışsal davranış gözlemlenebilirdir ve bu gözlem zekânın varlığına kanıt oluşturabilir. Testin tarihsel etkisi derin olmuştur. 1966'da Joseph Weizenbaum'un ELIZA programı, bazı kullanıcıların gerçek bir terapistle konuştuklarını sanmalarına yol açarak insan-makine etkileşiminin karmaşıklığını gözler önüne serdi. 1980'de John Searle'ün önerdiği Çin Odası (Chinese Room) düşünce deneyi ise testin en sert felsefi eleştirisini oluşturdu: Searle, dilsel sembolleri işleyen bir sistemin dili anlamak zorunda olmadığını savunarak sözdizimsel yeterliliğin (syntax) anlambilimsel kavrayış (semantics) anlamına gelmediğini gösterdi. Yıllık Loebner Ödülü yarışmaları (1991'den bu yana), değerlendiricileri en çok yanıltan chatbot'lara verilen bronz madalyayla pratikte testin en somut sınavı olmuştur. GPT-4 ve Claude gibi büyük dil modelleri, genel yazışmalarda çoğu kullanıcı tarafından insandan ayırt edilemez düzeye ulaşmış olsa da bu durum gerçek anlayışın kanıtı olarak değil, istatistiksel örüntü eşleştirmesinin bir ürünü olarak yorumlanmaktadır. Bu nedenle araştırmacılar ARC, MMLU ve BIG-Bench gibi nesnel kıyaslama setlerini zekâ ölçümünün önüne geçirmektedir.

arrow_forward